14 Ocak 2014 Salı

Analiz

                                                                                                         fineartamerica
HAYATTA HERKES YANILABİLİR
Hollywood'da filmler piyasaya sürülmeden önce özel gösteriler düzenlenerek seyirciler tarafından "test edilir". Tepkilere göre, değişiklikler yapılır. 
Bu, Hollywood'da sessiz film döneminden beri uygulanan bir yöntem.
Yönetmenleri bir yana atıp makası ellerine alan yapımcılarla ilgili nice öyküler var. 
Seyirci tepkisi elbette önemli. Yapımcı, sermayesi kâğıt kalem olan şair değil ki. Yatırdığı parayı kat kat fazlasıyla geri almayı isteyecek. Bunun ilk koşulu da seyircinin nabzını tutmak. 

Yapımcının açısından bakarsak, seyirci bazen yanılıyor. Büyük gelir getirmesi beklenen kimi filmler tepetaklak gidiyor. Ya da tam tersine, hiç umulmadık başarılar kazanılıyor. 
Peki, "işin içindekiler", yapımcılar, yönetmenler, oyuncular, eleştirmenler yanılmıyor mu? 
Ünlü Kazablanka filmi belki de bu konuda en güzel örnek.
Yapımcı Jack Warner, programını doldurmak için sıradan bir film yapmak istiyordu. Stüdyonun kadrolu yönetmeni Michael Curtiz, kendisine verilen görevi kabul etmek zorundaydı. Başrol George Raft'e önerildi. Raft, fiyaskoyla sonuçlanacak bir filmde oynayarak ününü zedelemeyi düşünmüyordu. Rick rolü Humphery Bogart'a verildi. Film, gösterime girince, eleştirmenlerin yaylım ateşine tutuldu. "Anlamsız bir palavra" olarak nitelendirildi. Bogart ise "Paul Gauguin'i oynamaya çalışan bir Buster Keaton"dı. 

Sonuç: 
En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo dallarında Oscar ödülleri. 
Humphrey Bogart'ın sıradan gangster rollerinden yıldızlığa yükselişi.
Hayal bile edilmeyen bir gişe başarısı. 
Kirpinin, saç fırçasının üstünden inerken söylediği gibi,
"Hayatta herkes yanılabilir."
Ülkü Tamer- 03.09.2005
***
GÜNLER GEÇER
Günler geçer ve çalışır şafağın değirmeni,
Kim bilebilir ki kimi, neyi eskittiğini?
Ben ne kadar önemserdim kendimi, hay Allah!
Sen ne kadar kumraldın aynalarda, hay Allah!
Temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa,
Gel bağışlayalım birbirimizi...
Turgut Uyar
***
ANALİZ

Sadece beş elden birinde özel ikili tekniğine ihtiyacınız olur.
Genel Strateji
İkilide kazanma stratejisinde iki temel yaklaşım vardır, bir aktif diğeri pasif.
Başarılı oyuncu bu yaklaşımları duruma, rakibe ve kendi skoruna uygun bir şekilde harman ederek kullanır.
*
Pasif yaklaşım daha değerlidir. Oyuncular bazen Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olurlar. Doğru politika fırsat çıkıncaya kadar sabırla beklemektir. 

*
Pasif yaklaşımı benimseyince orta yoldan yürüyeceksiniz, sıra dışı deklarelerden, sıra dışı kontratlardan ve sıra dışı oyunlardan vebadan kaçar gibi kaçacaksınız.
Açıkgözlük yapıp salonu atlatmaya çalışmayacak, her bir elde normal kontrata gelmeyi hedefleyeceksiniz. Bütün kararlarınızı verirken salona uyacak, diğer oyuncuların vereceği deklareleri verecek oynayacağı oyunları oynayacaksınız.
*
Bu şekilde bir sürü averaj skor elde etmeyi ümit edersiniz. Faciaları önler ve sıfırları skor kartınızdan uzak tutabilirseniz size yeteri kadar hediye gelip skorunuzu ortalamanın üzerine çekecektir.
Bu pasif yaklaşım, eleme seansları için idealdir, salonun üçte biri finallere kalacaktır ve yüzde elli beşlik bir skor başarıyı garanti eder. Üç seanslık uzun bir finalin başlangıç seansları için de doğru bir tutumdur. Son seansa gelinceye kadar pasif oynayın, o zaman son darbeyi vurmak için hazır olursunuz.
*
Tek seanslık kısa bir finali kazanmak için ise en az yüzde altmışlık bir skor yapmak gerekir ki bunun için daha aktif bir yaklaşıma ihtiyaç vardırOrta yoldan gitmek size birincilik getirmez. Biraz daha atak olmalısınız ama bu çok fazla riske girip ihtimallerin aksine oynamak manasına gelmemelidir. 

Kompetisyonda rakipleri biraz daha yukarı itmek, kritik kontrlarda biraz daha cesur olmak manasına gelir. Elleri oynarken fazla löve yapmak için risk almak ve rakiplere hata yapma şansı vermektir. Kompetisyon olmayan ellerde herkesin yapacağı rahat kontratlar yerine daha fazla puan getirecek riskli kontratları seçmektir.

1 yorum:

Sokratesin Yeğeni dedi ki...

Briçten anlamıyorum maalesef ama Turgut Uyar harika, her zamanki gibi. Kaleminize sağlık.

Selamlar...