22 Ocak 2014 Çarşamba

Briçte Strateji

                                                                                                                        flickr
Öyle bir ölsem,
öyle bir ölsem ki
çocuklar size hiç ölüm kalmasa.
Aziz Nesin
***
AYDINLANINCA UYANDILAR 
Bazı yönetmenler işlerine çok ciddi sarılırlar. Bir oyun mu sahneleyecekler ya da bir film mi yönetecekler, oyuncuları, çevre düzenleyicilerini, ışıkçıları toplar, yapıt üstüne derin mi derin bir tartışma açarlar. 
Küçük bir seminere dönüşür bu toplantı; bazen parti kongreleri gibi günlerce sürer. 
 
Warren Beatty, yapımcılığını üstlendiği ve yönettiği Kızıllar (Reds) filminde yüzlerce figüran kullanmıştı. Çok titiz çalışıyor, filminin gerçekten iyi olmasını istiyordu. Figüranların da oyuncular gibi, filmin özünü kavramasından yanaydı.
Ama bir sorun vardı ortada: Figüranlar, ne komünizmi biliyorlardı ne de Dünyayı Sarsan On Gün'ün yazarı John Reed'in adını duymuşlardı. 

Beatty figüranları topladı. Bir kürsüye çıkıp, elinde mikrofon, uzun uzun John Reed'i anlattı onlara. Komünizm üstüne temel bilgiler verdi, sömürüden, emekten, işçi sınıfından söz etti. 

Konuşması sona erince, figüranlar kendi aralarında bir toplantı yaptılar.
Toplantıdan sonra, aralarından seçtikleri temsilciler, Warren Beatty'ye gitti. 
"Sömürülüyoruz," dediler. "Emeğimize karşı aldığımız ücret çok az.
Zam yapmazsanız işi bırakacağız." 

Aydınlanınca uyanmışlardı.
Beatty köşeye sıkışmıştı. Filmi kurtarmak için figüranların isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. 
24.05.2003 Ülkü Tamer

***
YALI KAHVESİ
‘su ülkesi efsanesi: bozo ve aşkıya’ya’

boynun mendirek imgesi
kaç uykusuz gece
adını aradım
siz akliman dediniz
gövdemi getirdim bu şiire
sevecen sesim
balıklar toprağı çıkarıyor
koru kendini kalabalıktan
gündoğrusu kulaklarımıza
çamur adam yağmura
nasıl dayanır, aşk geçiyor
dur
kısa saçın bunları taşımakta

ömrümüz uzun kar şarkısı
uykularımız yazdı
nişanlılar bilir
kesilmemiş kurdele gözyaşı
olur ama çocuktum, sakalımda
kaldım gül tutma saatlerine

suyun içini boşalt
daralan mürekkep kokusu
ve eski dilde selam getir
aşkı önerdiğimiz tanrıdan

su kızı,
ülkeni yüzüme sür

yaz gömleğime birikiyor!
Cenk GÜNDOĞDU

***
BRİÇTE STRATEJİ
Briç çok güzel bir ortaklık oyunudur. İyi anlaştığınız bir ortağınız varsa oyunun tadına doyum olmaz. Ortağınızla anlaşamıyorsanız, güzelim briç işkenceye dönüşür. Anlaşmadan kastettiğim sadece deklereler değildir. Her konuda anlaşmak gerekir. Bazı oyuncular vardır, çok iyi briçcidir ama çok kötü ortaktır. Etrafınıza bakın, onlardan hemen birkaç tane görürsünüz.

Bu nedenle :
1.“Haydi, bugün de böyle olsun” diyerek anlaşamayacağınız oyuncularla ortak olmayınız. Hem size, hem ortağınıza, hem de bricin kendisine yazık.
2. Ortağınız dışında birisiyle oynamak zorunda kalırsanız, stayman, transfer, RKCB, Takeout ve Negatif Kontur gibi temel konvansiyonlar dışında kalanını natürel olarak oynayınız ve bu konuda anlaşınız.
3. Ortağınıza arada bir iltifat ediniz, bütün insanlar iltifattan hoşlanır.
4. Bir turnuva iyi gidiyorsa daha sağlam ve “herkes gibi” oynayınız.
5. Bir bordu oynarken oyunu kurduysanız, tempoyu hızlandırınız. Rakibin motivasyonunu bozunuz. Tersi durumda tempoyu yavaşlatınız. Tabii ki hoşgörü ve oyun kuralları içerisinde.
6.  Yine kurallar içerisinde acımasız olunuz. Merhametinizi başka alanlarda gösteriniz.
7. İkinci boarda başladıysanız, bir önceki bordu nasıl oynasaydım daha iyi olurdu diye düşünmeyiniz. Biten bordu bittiği yerde bırakınız.
8. Oyun içerisinde ortakla ve rakiple asla tartışmayınız.
9. Defansta atak yaparken mutlaka kapalı atak yapınız.
10. Deklerelerde ve oyunda bir usulsüzlük olduğunu düşünüyorsanız, direktörden yardım isteyiniz. Asla rakiple tartışmayınız.
11. Direktörün söylediklerini tam anlayınız, hakkınızı ya da cezanızı iyice öğreniniz.
12.Yorgun oyuna başlamayınız. Uzak bir yere gidiyorsanız, Turnuva başlamadan bir saat önce orada olunuz. Bir boardu oynadıktan sonra, onu hemen unutunuz. Bordun dağılımını, yaptığınız hataları düşünmeyiniz, oyuna küsmeyiniz. Enerjinizi ve dikkatinizi yeni borda yönlendiriniz.

Hiç yorum yok: