14 Mayıs 2011 Cumartesi

Keçiboynuzu Sevmek

Hiçbir şey korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir.
Albert Camus                                                                              
****
DEĞİŞMEK
Değiş 
Dedi güneş aya
Kalamazsın.

Ay sulara der,
Akıyor her şey.
Değiş

Tarlalar çimene der,
Tohum-zamanı ve harman
Kepek ve tahıl.

Değişmelisin dedi,
Tomurcuğa solucan,
Ama bir güle değil

Petaller solar
Kalksın diye kanatlar
Rüzgârda taşınan

Değiştiriyorsun dedi evlenmemiş kıza ölüm,
solgun yüzünü
Belleğe, güzelliğe

Hazır mısın değişmeye?
Der kalbe düşünce, onun geçişine izin vermeye
bütün ömrün boyu

Bilinmeyen için, doğmayan için
Simyasında
Dünyanın düşünün?

Değişeceksin,
der yıldızlar güneşe,
Gece yıldızlara der.Kathleen Raine (1908-2003), çeviren: Vehbi Taşar
****
KEÇİBOYNUZU SEVMEK
Biz Türkler, çelişkileri,  yaşama ters olgular olarak görüp karşı çıkarız. Sanırız ki kendi görüşümüzün dışında görüşe sahip olanlar yanılgılar içinde kıvranıyorlar. Hemen onları doğru çizgiye çekmeye çalışırız. “Bu söylediğin yanlış çünkü ...” diye başlarız. Oysa herkesin kendine göre bazı doğruları ya da sevmedikleri vardır. İnsanları, bizim doğrularınıza göre yargılamak çoğu zaman yanlış yerlere sürükler.

Geçen gün briççi arkadaşlarla yemekteyiz, briç muhabbetimiz iyice koyulaşmış durumda, bir arkadaşım “Ben Bergen’i sevmiyor ve gereksiz buluyorum, neden Bergen oynuyorsunuz” dedi. 

Bergen bildiğiniz üzere ortağın açtığı majörü dörtlü fit ile tutuyorsak bunu ve puan aralığımızı 3 minör ile gösterdiğimiz bir konvansiyon. Ben ortağımla 6-9 puan aralığındaki Bergen’i teki olan ellerle yapalım diye anlaştım. Pek çok briççi ise teki olsun olmasın Bergen’i uygular. Hangisi doğru, Bergeni oynamamak mı? Teki olan ellerle sınırlamamak mı? Bence hepsi olabilir, hangisinin daha sıklıkla geldiği önemli. Örneğin iki karoyu kimi multi oynar, kimi zayıf karolar, kimi de majörler. Bunların birisi doğru olsa bütün dünya onu seçerdi, demek ki tek bir doğru yok briçte. Yaşamda da tek bir doğru yok. Ne sıklıkla sizin seçiminiz işe yarıyor, önemli olan odur. Bu arada sizin yaşamdaki seçiminiz veya briçteki kullandığınız konvansiyon kimi zaman size ters gelecek, sizi çelişkiye düşürecek şekilde de sonuçlanabilir. Eğer yaptığınız seçim veya kullandığınız konvansiyon çoğunlukla ters sonuç veriyorsa yani keçiboynuzuysa o zaman üzerinde düşünmeniz gerekir. Ama sonuçta çoğunlukla olumlu, nadiren de olumsuz sonuçla karşılaşıyorsanız bu seçimdeki çelişkiyi yargılamak gereksizdir. 

Seçimlerinizden olumlu sonuç çıkıyor, bazen de olumsuz sonuçlara da katlanmak zorunda kalıyorsanız bunu olumlu sonuçların karşılığında ödeyeceğiniz bedel olarak düşünün. Seçimlerinizin ne kadar doğru olduğunu ise ödediğiniz bedellere karşılık kazandıklarınızla ölçmeniz gerekir. Unutmayın ki keçiboynuzu yemek her zaman mutluluk vermeyebilir.
30 Kasım 2008 Faik Falay, Cumhuriyet

Hiç yorum yok: