3 Haziran 2011 Cuma

Eğil ve İç

görsel.  flickr
*****                                                  
Tarrega El Columpio
*****
Hangi yaşta ölürsek ölelim,
tamamlanmamış cümlelerimiz olacak.
Füruğ Ferruhzad
*****                
Lebel, Michel
(1944 - ) Süper Beşli Majör sistemini geliştiren ünlü Fransız Briç ustası
*****
DURAK
Kent küçük bir hışımda büyüyor.
Büyüyor, büyüyor uğultusu başımda,
Otoların, motorların uğultusu.
Tekerlekler dönüyor, dönüyor, dönüyor,
Işıklar bir yanıyor, bir sönüyor;
Kırmızı, yeşil, mavi, kırmızı, yeşil.
Başım dönüyor, dönüyor, dönüyor,
Kırmızı, yeşil, mavi, kırmızı, yeşil.
Onu düşünüyorum;
Kimseden saklanacak gibi değil.

Bekleyenler var duraklarda,
Sıraya girmek için
Yitirmek yarışını
Bitirmek için.

Kiminin elinde çanta var, kiminde çiçek;
Beyaz, sarı, kırmızı, yeşil.
Bir durakta bekliyorum,
Beni de alıp götürecek,
Beni de alıp götürecek,
Bir yere bırakacak
Umut arabasının
Durmasını,
Beni de almasını.

Üstüm başım toz-toprak,
Gözüm-gönlüm tüm çiçek,
Beyaz, sarı, kırmızı, yeşil.
Onu düşünüyorum;
Kimseden saklanacak gibi değil.
Özdemir Asaf

*****
EĞİL VE İÇ
Einstein Londra’ya bir gidişinde yanına kemanını da almıştı. Onu karşılayan arkadaşı kemana bir göz attıktan sonra sordu : "Sonunda keman çalmayı da becerebildin mi?"
Einstein başını iki yana salladı: "Hayır dostum, hala doğru dürüst çalmayı öğrenemedim" dedi ve ekledi:"Keman öğretmenim bendeki sorunun sayı sayabilmeyi bilmemek olduğunu söylüyor."

Matematik ve fizik dahisi Einstein keman çalabilmeyi öğrenebilmesi için her şeyden önce belirli bir tempoda sayı sayabilmeyi öğrenmesi gerektiğini biliyordu.
Bir yandan bu konudaki yeteneksizliğine gülerken bir yandan da bir ilköğretim öğrencisi gibi çalışarak sayı saymayı öğrendi.
Bu yolu Einstein, daha sonra bir yaşam biçimi olarak benimsedi ve tüm yaşamı boyunca yeni bir şeyler öğrenebilmek için hep önce  "aşağı eğilme" yöntemini uyguladı.

Adamın biri kaldığı otelin girişinde bir "musluksuz çeşme" görür. Çeşmenin üstünde "Eğil ve İç" sözcükleri yazılıdır. Su içmek isteyen kişi, bu musluksuz çeşmeye yaklaşıyor, hafifçe eğiliyor ve o anda birden otomatik olarak akmaya başlayan suya ağzını dayayarak, içebildiği kadar su içiyordu.
"Eğil ve İç"
Bu çeşme ve üstündeki iki sözcük bize, Einstein'ın bu konudaki yaşam ilkesini anımsatır. Yalnızca susuzluğu gidermek için değil, bilgisizliği gidermek için de geçerli bir yöntem.  "Eğil ve İç"…
Özellikle bilgi çeşmesi karşısında uygulanması gereken bir yöntemdir bu. Albert Einstein gibi bilge kişiler, ancak şu iki önemli noktada farkındalık geliştirdikten sonra yeni bilgiler öğrenebileceklerini bilirler:
1) Bilmeleri gereken her şeyi henüz bilmiyorlardır.
2) Yeryüzünde kimi kişiler, bildiklerini başkalarıyla paylaşmaktan mutluluk duymaktadırlar ve isteyen kişilere bu bildiklerini, gönüllü olarak öğretmeye hazırdırlar. Bir bilgenin bilgilerine ortak olabilmemiz için yalnızca şu alçakgönüllü davranışını yapmamız, bizim için yeterli olacaktır: "Eğileceğiz ve İçeceğiz..."

Başarılı bir yöneticiye bir gün, başarısının nedenini sormuştum. Şöyle açıkladı bu nedeni: "Birlikte çalıştığım her kişinin, elbette benden daha iyi bildiği konular vardır. Benim yaptığım, onları dikkatlice dinlemek ve bildiklerini kendilerinden öğrenmekten başka bir şey değildir."
Bu başarılı yönetici, aslında çok başarılı bir "öğretici" ydi de. Fakat onun asıl yaptığı iş, "öğrenci"likti.  O,  çalışma iş yerinizdeki "telefoncu bayan" ya da yerleri süpüren, masaların tozlarını alan temizlikçi, belki de yan komşunuzdur.
Onların sizden daha iyi bildikleri o kadar çok konu vardır ki… Onlarla o bilgilerini paylaşabilmeniz için yalnızca "eğilmeniz" ve "içmeniz" yeterli olacaktır.

Hiç yorum yok: