5 Şubat 2014 Çarşamba

Zafer En Az Hata Yapanındır

                                                                                                         flickr
DİL VE KİMLİK
Dil, kimilerinin düşündüğünün tersine, üst yapı kurumu değildir, alt yapı kurumudur, 
kimliğimizin, kişiliğimizin derin yapısıdır.
*
Dil Devrimi, aydının, yazarın, bilim adamının dilini üstlenmesi;  tıpkı “bu ülke benim ülkemdir, bu ulus benim ulusumdur” dediği gibi, “bu dil benim dilimdir”, demesi;  tıpkı kendi koşulunu, kendi kimliğini benimsediği gibi, bu koşulu ve bu kimliğin temel taşını oluşturan dilini de benimsemesidir.
*
Osmanlı aydını bizim ulusal kimliğimize ve ulusal dilimize öylesi yabancıdır ki Türkçenin, yani halkımızın yüzyıllardır konuştuğu, yaşamında, deyişlerinde, türkülerinde, ağıtlarında, masallarında incelikle işleyip geliştirdiği dilin ekin dili olarak benimsenmesine aynı halkın kendi diline, kendi ekinine, kendi tarihine yabancılaştırılması biçiminde açıklar, dilimizin yapısı içinde sırıtan, halka ulaştıkları da çok tartışmalı olan yabancı öğelerin yerine Türkçelerinin konulmasına ya da gereksinim duyulan sözcüklerin Türkçe köklerden üretilmesine yozlaşma ve yoksullaşma sayar.  26 Eylül 1932’den sonra, birkaç ay içinde derlenen yüz otuz bin fiş, Türk Dil Kurumu’nca başarıyla hazırlanan on bir ciltlik Derleme Sözlüğü karşısında dudak büker. Türkçenin “halkın konuştuğu dile yakıştırılması” ndan  yakınanlar bile çıkar aralarından.
*
Sorunun bir kimlik sorunu olduğu kesin;  ister dil alanında olsun, ister düşün alanında, ister toplumsal yaşamın başka katmanlarında, yabancılaşma ve yozlaşmanın bu sorundan kaynaklandığı da kesin. Kimileri sorunu tersinden gösteriyor, Dil Devrimi ırkçı yönelimlerle değil, insanca, alçak gönüllülükle, başka türlüsü gülünç ve saçma olduğu için, ulusal kimliğimizin üstlenmesiyle özdeşleşti, bu nedenle de yaratıcı ve zenginleştirici oldu. Buna karşılık, kimi zaman gizliden gizliye, kimi zaman açıktan açığa, kimi zaman bilinçle, kimi zaman bilmeden, kendi gerçek kimliğini bir türlü benimseyemeyen aydınlar, yazarlar, bilim adamları, politikacılar ister istemez yoksullaşmanın, yozlaşmanın, yabancılaşmanın öncülüğünü yaptılar.
Tahsin Yücel,  Cumhuriyet Gazetesi,  26 Eylül 1993 -Kısaltılmıştır.
***
AYRILIKTA SÖYLENMİŞ BİR YAZ TÜRKÜSÜ
Gözlerine bakar ağlar
Bu son şarkı
Son umut
*
Gitme hep burada kal
Bizimle kal bu kıyıda
Her yanına dokundum bakışının
Her yerini tanıdım göklerinin
Gün boyu sende uçtum
Dinlendim dallarında
Atlılar gibi yoruldum yanında
Uyudum
*
Ölür kıyı ölür yazlar
Alır götürür karakış
Her bahar her umuda zorunlu mu
Neden yolcusun bu kadar
Gideceksen
Al götür umudumu
Al götür sonuna kadar
Afşar Timuçin
***
ZAFER EN AZ HATA YAPANINDIR

Pik.     98
Kör.    AD964
Karo.  V72
Trefl.  652

Zonsuz, dağıtan güney
Güney ...   Kuzey
1NT    ...    3NT

Bu elde ikilide veya başka bir oyunda da doğru atak konusunda hiç şüphe yoktur. Dördüncü kör genellikle karlı çıkacaktır.
Herkes kör dörtlüsünü çıkacağı için siz top almak maksadıyla başka bir atak deneyebilirsiniz. Pik dokuzlu da olabilir.
*
Belki deklaranın kafadan sekiz lövesi vardır ve kör atağı ona dokuzuncu löveyi hediye eder. Alternatif olarak siz ortağın antresini bulursunuz ve V10x ten kör dönüşü ile kontratı iki batırırsınız. Bu iki durumun da  olma ihtimali çok azdır ama sürüyü takip ederek top alma şansınız yoktur.

*   
Bu oyun tarzının ikilide kazanma stratejisinin tamamen tersi olduğunu kabul etmek çok önemlidir. Ancak gerçek çaresiz  durumlar için saklanmalıdır. Bu halde dahi top için saldırınca genellikle kaybedersiniz ve bundan dolayı daha düşük bir pozisyonda bitirirsiniz. Nadiren her şey cuk oturursa, kendinizi en tepeye çıkarabilirsiniz.
*  
‘Saldırma’nın, şansa göre rakiplere top veya sıfır dağıtmak olduğunu unutmayın.
Diğer oyuncuların hakkını yememek için kazanma şansı olmayan oyuncuların saldırma yapmamaları gerekir. Her zaman yeteri kadar şaşırtıcı sonuçlar ortalıkta dolaşır.
Bir de gereksiz yere saldırma yaparak bunları arttırmanın manası yoktur.
*
İkili stratejisi için son bir tavsiye olarak, iyi netice almaya başlamanın en hızlı yolunun pasif yaklaşımı benimsemek  olduğunu belirtmek isterim. 

*   
“Sıfırları önlerseniz toplar kendisi gelir” ifadesi çok mantıklıdır. 
Hatalarınızı azaltmaya gayret ederseniz rakipleriniz size rağmen top alamazlar. En çok kendi yaptığınız hatalar sizin skorunuza ve moralinize zarar verir.
 *
Her oyunda zafer en az hata yapanındır.

1 yorum:

E S İ N dedi ki...

Afşar Timuçin ne güzel söylemiş.. Sayfanızda, birbirinden değerli bu güzel seçkilerin esintileriyle gezinmek iyi geldi.. Teşekkür ederim.