8 Mayıs 2014 Perşembe

On Bir Kuralı

GRIMM KARDEŞLER’ DEN BİR MASAL
Grimm Kardeşler'in  bir masal-bulmaca.
*
Prenses gece odasında uyurken yüzüne değen bir solukla gözlerini açmış. Bir de bakmış ki, karşısında dünya yakışıklısı bir delikanlı. 
Masallarda öyküler uzamaz. Kızla delikanlı birbirlerine tutulmuşlar o anda. Sabaha kadar ayrılmamışlar. Gün doğmadan hemen önce delikanlı fırlayıp gitmiş. 
Ertesi gece de aynı şey olmuş. Delikanlı, karanlık basınca gelmiş, sabah olmadan kızın yanından ayrılmış. 

Nice geceler sonra gizini açıklamış: 
"Ben bir prensim. Büyücünün biri beni güle çevirdi. Şimdi sizin bahçenizdeki yüzlerce gülden biriyim. Sadece geceleri gerçek kimliğime bürünebiliyorum. Güneş doğmadan bahçenizdeki yerime dönmek zorundayım. Yoksa ölürüm." 
Prenses, bu büyünün bozulup bozulamayacağını sormuş. 
"Bozulabilir," demiş delikanlı. "Sabahleyin bahçeye inip güler arasında hangi gül olduğumu bir kerede bulabilirsen... Beni koparıp alacaksın. Ama benim yerime yanlışlıkla başka bir gül koparırsan, büyü sonsuza kadar bozulmaz, hep gül olarak kalırım." 
Güneş doğmadan gitmiş yine. 
Ortalık aydınlanınca prenses bahçeye inmiş. Güllere bakmış. Sonunda elini uzatıp bir gülü koparmış. Delikanlı, mutluluk içinde, karşısında belirmiş. 
*
Masalı bulmaca sorusu izliyor: Kız, delikanlının hangi gül olduğunu nasıl anlamış? 

Prenses bahçedeki güllere bakmış. Hepsinin üstünde çiy tanecikleri varmış. Bir gülün dışında. Delikanlı, bütün gece kızın odasında olduğu için sabaha karşı yağan çiyle ıslanmamış. Kupkuruymuş. 
Herhalde mutluluğun gözyaşlarıyla sırılsıklam olmuştur sonradan. 
Ülkü Tamer
****
SÖYLENİR
 
Söylenir ve yarım kalır
bütün aşklar yeryüzünde,
bir kaktüs bol sudan nasıl,
nasıl çürürse, öyle.
*
En sevdiğim temmuzdu aylardan,
hazirana benzediği için biraz,
biraz da kendiliğinden,
belki de müşteriye iyi davranan
efendi bir bakkal kimliğinde.
*
Nasıl mutlu oldum iki yaz,
nasıl mutlu oldum kardeşler.
Salkımsöğüt bir, ben iki,
bir üçüncü var mıydı bilmiyorum.
Üçüncü vardı elbet,
bir yaban ördeğinin sevincini taşıran,
bir sonbahar gibi köpüren,
Temmuza benzese de,
öyle oldum ki anlatamam.
Sıcak yaz
solgun bir coğrafya gibi belleğimde,
şapkalar, çiçekler, eski elbiseler,
geçmişi olan eski elbiseler,
denizden çıkan bir ışık,
unutulmuş bakımsız arka bahçeler,
öyle oldum ki anlatamam.
Her mevsimde sonbaharı taşlayan
bir çocuk nasıl olursa, öyle.
Belki de bitip tükenmeyen
bir fetih döneminde
atlar nasıl kişnerse,
yani durgun bir suyun
erguvandan aldığı renkle,
gidip geldim caddelerde.
Fatih nerdeydi, Samatya nerde,
nerden gidilirdi Üsküdar’a,
düşünüp durdum günlerce.
*
Anlatamam ormanların ettiğini,
nasıl dayandım o mutluluğa,
tükenmez bir ışık olan mutluluğa,
deniz ve ışık olan
karmakarışık bir mutluluğa,
nasıl..
*
Şimdi bir şarap gibiyim,
coğrafyasız,
eskimeye bırakılmış fıçısında...
Turgut Uyar

****
ON BİR KURALI NEDİR?
Sanzatu ataklarında; sekans olmayan ellerle defansın 4. kartı çıkmasıdır.
Defans yapan, ortağının 4. kart çıkışı ile dışarıda o kartı geçen kart sayısını hesaplayabilir.
Ortağının atağını 11’ den çıkarır, o kartı geçen kart sayısını  bulur.

Örnek: pik 6 lı atak.  11- 6= 5    
Yani pik altılı, diğer  3 kişi tarafından toplam 5 kartla geçiliyor.
Defansta olan diğer oyuncu, yerdeki markalara ve elindeki markalara bakarak, rakibin kapalı elinde atak rengini –pik altılıyı- geçen kaç büyük kart olduğu anlar, defansı ona göre yapar.
görsel:   Fransa Bisiklet Turu

1 yorum:

gülsen VAROL dedi ki...

O mahzeni iyi bilenlerdenim.. :))Zaman zaman sayfana gelip saatlerce dolanıp duruyorum.. Biri sorsa içerik mi seni çekiyor diye.. hiç tereddütsüz evet derim oysa değil..