Sadece anlaşılacak şeyler vardır.
Şimdi, daha fazla anlamak zamanıdır.
Albert Dreyfus başarılı bir Fransız subayıdır. 1894 yılında bir ihbarla el yazısıyla yazılmış bir mektup nedeniyle Almanlar hesabına casusluk yapmakla suçlanır. Başka bir kanıt olmadığı halde Askeri Mahkemece suçlu bulunur. 1894 yılında askerlerin ve halkın önünde rütbeleri sökülür, kılıcı kırılır. Dreyfus suçsuz olduğunu her aşamada söylese de etkisi olmaz. Bu arada Dreyfus’un suçluluğu konusunda kuşkular doğar, fakat dikkate alınmaz.
Her şeyin bittiği sanıldığı zamanda ünlü Fransız yazarı Emile Zola, zamanın
etkili gazetesi L’ Aurore’da Cumhurbaşkanına hitap eden bir mektup yazar:
‘J’accuse- İtham ediyorum’. Gazete, birinci sayfasında bu başlığı taşıyan
mektubu yayımlar ve mektup bomba gibi patlar.
Fransa’nın gururu olan Emile Zola, bir romancı, bir yazar, bütün ününü ortaya koyarak suçlanmış bir subayı savunmaktadır. Üstelik de bu subay Yahudi asıllıdır. Fransız aydınları Zola’yı destekleyen bir bildiri yayımlarlar. Olay büyür. Bu arada, el yazısıyla yazılan mektubun Dreyfus’a ait olmadığı başka bir subaya, binbaşı Esterhazy’e ait olduğu ortaya çıkar. Dreyfus gene de aklanmaz. Uzun çabalardan sonra 1906 yılında, olaydan 12 yıl sonra Dreyfus davası yeniden görülerek beraatle biter, rütbesi ve kılıcı geri verilir.
Dreyfus olayı budur.
Emile Zola da budur.
Emil Zola, sadece güçlü bir roman yazarı değildir.
Döneminin ahlakıdır, vicdanıdır, gerçek bir şövalyesidir. https://erdalatabek.wordpress.com/ a teşekkürler ***
Ne aradığı belli değil gökyüzünde. Boyuna uçuyor. Yıldızların arasından geçiyor.
Sonra yeryüzüne süzülüyor. Denizleri aşıp ağaçlara, çiçeklere yöneliyor.
Geldiği yerlerden sorular getiriyor. Gittiği yerlere sorular götürüyor.
Bir yanardağ görüyor sonra.
Ateşi.
Ateşin yüreğini.
Gördüklerinin en ilginci.
Çünkü her şey var yanardağın içinde.
Her şey var.
Yanardağın üstünde uçuyor kuş.
Yaklaşıyor yanardağa.
Tüyleri yanıyor.
Bir ateş kuşuna dönüşüyor. Ama ayrılmıyor yanardağın üstünden.
Yandıkça yeniden diriliyor.
Acının kuşu. Umudun kuşu.
Yaşamı boyunca o ufacık kanatlarına yükleyip taşıdıklarını ateşe aktarmaya çalışıyor. Yakıcı değil, sıcak kılmaya çalışıyor onu. Çalışıyor, hep çalışıyor. Yanarak. Dirilerek. Deneyimlerine yeni deneyimler ekleyerek. Gözlemlerine yeni gözlemler.
Şiirdir o kuş. Lavlara sevgi sözcükleri kazır pençesiyle.
Şiirin ne olduğunu fili betimleyen körlere sormayın. Ne işe yaradığını da.
O küçük kuşa sorun.
***
İnce yağmur ince toprakta.
Han avlusunun söğütleri
Daha da, daha da yeşerecek,
Ama siz, Efendim, şarap alın ayrılmadan,
Çünkü yanınızda dostunuz olmayacak
Go kapılarına vardığınız zaman.
...............c. 5+ Trefl ya da karolar 4-kart major olabilir.


