Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2014 Pazartesi

Multi Landy

Johann Strauss - Vienna Waltz
***
Hayatta korkulacak bir şey yoktur.
Sadece anlaşılacak şeyler vardır.
Şimdi, daha fazla anlamak zamanıdır.
Marie Curie
***
Dreyfus Olayı ve Emile Zola

Albert Dreyfus başarılı bir Fransız subayıdır. 1894 yılında bir ihbarla el yazısıyla yazılmış bir mektup nedeniyle Almanlar hesabına casusluk yapmakla suçlanır. Başka bir kanıt olmadığı halde Askeri Mahkemece suçlu bulunur. 1894 yılında askerlerin ve halkın önünde rütbeleri sökülür, kılıcı kırılır. Dreyfus suçsuz olduğunu her aşamada söylese de etkisi olmaz. Bu arada Dreyfus’un suçluluğu konusunda kuşkular doğar, fakat dikkate alınmaz.

Her şeyin bittiği sanıldığı zamanda ünlü Fransız yazarı Emile Zola, zamanın etkili gazetesi L’ Aurore’da Cumhurbaşkanına hitap eden bir mektup yazar: ‘J’accuse- İtham ediyorum’. Gazete, birinci sayfasında bu başlığı taşıyan mektubu yayımlar ve mektup bomba gibi patlar.

Fransa’nın gururu olan Emile Zola, bir romancı, bir yazar, bütün ününü ortaya koyarak suçlanmış bir subayı savunmaktadır. Üstelik de bu subay Yahudi asıllıdır. Fransız aydınları Zola’yı destekleyen bir bildiri yayımlarlar. Olay büyür. Bu arada, el yazısıyla yazılan mektubun Dreyfus’a ait olmadığı başka bir subaya, binbaşı Esterhazy’e ait olduğu ortaya çıkar. Dreyfus gene de aklanmaz. Uzun çabalardan sonra 1906 yılında, olaydan 12 yıl sonra Dreyfus davası yeniden görülerek beraatle biter, rütbesi ve kılıcı geri verilir.

Dreyfus olayı budur.
Emile Zola da budur.
Emil Zola, sadece güçlü bir roman yazarı değildir.
Döneminin ahlakıdır, vicdanıdır, gerçek bir şövalyesidir.              https://erdalatabek.wordpress.com/
 a teşekkürler                                                                       ***

ŞİİR
Küçük bir kuş. Belki bir güvercin. Belki bir serçe.
Ne aradığı belli değil gökyüzünde. Boyuna uçuyor. Yıldızların arasından geçiyor.
Ayın arkasından.
Sonra yeryüzüne süzülüyor. Denizleri aşıp ağaçlara, çiçeklere yöneliyor.
Kentleri dolaşıyor. İnsanları tanıyor. Evleri, araçları, emeği, düşleri, yoksullukları.
Geldiği yerlerden sorular getiriyor. Gittiği yerlere sorular götürüyor.
Bir yanardağ görüyor sonra.
Ateşi.
Ateşin yüreğini.
Gördüklerinin en ilginci.
Çünkü her şey var yanardağın içinde.
Her şey var.
Yanardağın üstünde uçuyor kuş.
Yaklaşıyor yanardağa.
Tüyleri yanıyor.
Bir ateş kuşuna dönüşüyor. Ama ayrılmıyor yanardağın üstünden.
Yandıkça yeniden diriliyor.
Acının kuşu. Umudun kuşu.
Yaşamı boyunca o ufacık kanatlarına yükleyip taşıdıklarını ateşe aktarmaya çalışıyor. Yakıcı değil, sıcak kılmaya çalışıyor onu. Çalışıyor, hep çalışıyor. Yanarak. Dirilerek. Deneyimlerine yeni deneyimler ekleyerek. Gözlemlerine yeni gözlemler.
Şiirdir o kuş. Lavlara sevgi sözcükleri kazır pençesiyle.

Şiirin ne olduğunu fili betimleyen körlere sormayın. Ne işe yaradığını da.
O küçük kuşa sorun. 
20.03.2004 Ülkü Tamer
***
görsel: flickr
***
BİR AYRILIŞ ŞİİRİ 
İnce yağmur ince toprakta.
Han avlusunun söğütleri
Daha da, daha da yeşerecek,
Ama siz, Efendim, şarap alın ayrılmadan,
Çünkü yanınızda dostunuz olmayacak
Go kapılarına vardığınız zaman.

Ezra Pound'un uyarlaması, Çin şiiri.
Şairinin ya Rihaku ya da Omakitsu olduğu sanılıyor. İ.S. 8. yüzyılda yazılmış.
– Ülkü Tamer’ den

***
MULTI LANDY
2 Trefl Landy konvansiyonunun geliştirilmiş şeklidir.
Cappeletti ye çok benzer.
2 Trefl ve 2 Karo müdahalelerinin anlamları yer değiştirmiştir.

DBL (kontur)----------------Eşdeğer el veya ceza.
Double   : Ortaklık anlaşmasına bağlı olarak değişir.
...............a. Penalty 
...............b. 4-kart major ile  uzun minor.
...............c. 5+ Trefl ya da  karolar  4-kart major olabilir.
2 TREFL----------------------Majörler (5-5)
2 KARO-----------------------Uzun bir renk 6+ Kart.
2 KÖR-------------------------Kör ve bir Minör (5-5)
2 PİK---------------------------Pik ve bir Minör (5-5)
2 NT----------------------------Minörler (5-5)
3 Renk-------------------------7+ kart blokatif renk. Orijinal konvansiyonda yoktur.
Yükseltenin cevapları Cappeletti cevapları ile aynıdır. “Mehmet Özyeşilbaş”
**
Double   : Ortaklık anlaşmasına bağlı olarak değişir.
...............a. Penalty 
...............b. 4-kart major ile  uzun minor.
...............c. 5+ Trefl ya da  karolar  4-kart major olabilir.
2 Trefl : En azından  5-4 ya da  4-5 in kör ve pikler
2 Karo :  5+ kör ya da 5+ pik (no side suit).
2 Kör   : En azından 5-5  kör ve  minor.
2 Pik    : En azından 5-5  pik ve minor.
2 NT    : En azından 5-5  trefl ve karolar
**
Cappelletti Konvansiyonu (Hamilton)
Bu konvansiyonun orijini oldukça karışıktır. 4 kişinin adı geçer.
Bunlar:  Michael Cappelletti, Fred Hamilton, John F.Pottage, Gerald W.Helms.
Bu konvansiyon 1 Sanzatu açışına müdahaledir. Kontur 16+ onör puan ve dengeli el gösterir.
- 2 Trefl          Tek renkli bir el gösterir
- 2 Karo           İki uzun majör gösterir
- 2 Kör            Kör ile bir minör gösterir
- 2 Pik             Pik ile bir minör gösterir
- 2 SA             İki uzun minör gösterir
2 Trefl araya girişinden sonra 4.Oyuncu zayıf bir eli varsa 2 Karo ile, kuvvetli bir eli varsa 2 Sanzatu ile uzun rengi sorar, diğer konuşmaları natüreldir.
Diğer araya girişlerde; 4.Oyuncunun sıçramasız destekleri zayıf el, sıçramalı destekleri kuvvetli el gösterir. Farklı bir renk deklaresi diğer iki rengin desteklenmediği tek renkli bir gösterir. 2 Kör ve 2 Pik araya girişlerinde ise 2 Sanzatu minör rengin ne olduğunu sorar.
Kontura cevap ise opsiyoneldir. 4.Oyuncu çok zayıf olmayan dengeli bir elle konturu cezaya bırakır, uzun rengi varsa deklare eder, çok zayıfsa en uzun rengini söyler.

Multi-Landy Konvansiyonu
Double   : Ortaklık anlaşmasına bağlı olarak değişir.
...............a. Penalty 
...............b. 4-kart major ile  uzun minor.
...............c. 5+ Trefl ya da  karolar  4-kart major olabilir.
Cappelletti ile fark 2 Trefl ve 2 Karo deklarelerinin yer değiştirmiş olmasıdır. Bu durumda 2 Trefl araya girişi iki uzun majör göstereceği için, 4.Oyuncu eşit uzunluktaki majörleri arasında seçimi 2.Oyuncuya bırakabilir. Bunun için zayıf bir elle 2 Karo, iyi bir elle 2 Sanzatu deklare eder ve majörler arasında seçimi 2.Oyuncu yapar.
2 Karo müdahalesinde ise 2 Kör deklare ederek uzun rengi sorar. Burada  uzun renk Karo ise 2 seviyesinde oynanması mümkün değildir. 
 ***
AYRINTI İÇİN

4 Haziran 2013 Salı

Ödül Ceza ve Sorumluluk

                                                                                               carriejacobson

Mimari,
harabesi bile güzel olan sanattır.
Auguste Perret
**
ŞİİR
Hiç bilmezler kadrini senin, ey kutsal şiir!
Soysuzlaştıralım şunu, derler,
alırlar ayaklar altına seni,
bir güzel çiğnerler.
Kulak ver şu imansız papazların çığlıklarına:
Yokmuş farkın bir beyzadenin salonundan,
yaldızlı, göz kamaştıran, baktıkça bakılan.
Ama o salona kimler girer?
Yalnız cilâlı ayakkabısı olan.
Yalancı dudaklar, susun!
Kesin sesinizi yalancı peygamberler!
Şiir hiç de bir salon değil,
kibar takımının çene çalmaya geldiği.

Bütün insanlara açık bir kapı o,
mutlulara, mutsuzlara açık bir kapı.
Yani, kutsal bir tapınak,
yalınayakların da girebileceği.
Sândor Petofi, çeviri: A. Kadir – Şerif Hulusi
**
ÖDÜL CEZA ve SORUMLULUK
Saat sabah altı idi; tüm askerlerin sabah içtiması için birliğin önünde dizilmesi gerekiyordu. Ancak saat altıda üç yüz kişilik birlikten ancak iki yüz doksanı hazırdı ve düzensiz bir şekilde duruyorlardı.

İçtimadan sonra hep birlikte yaklaşık iki kilometre kadar uzaktaki kahvaltı alanına gideceklerdi. En sona kalan on asker, birlik binasından çıkıp askerlerin arasına karışırken hemen fark edildiler.

Bunlardan sadece iki tanesi uyuya kalmıştı. İki tanesi ‘acaba çaktırmadan arazi olup bugünkü etkinliklere katılmayabilir miyiz’ diye düşünüyordu. İki tanesi ise yatakhanede kahvaltıya gitmekten kaçınmak istiyordu. Diğer dördü ise plansızlıktan ve geç kalkmaktan zamanında hazırlanamamıştı.

Komutan sonuçta onuna da ceza verdi. Gecikmenin cezası elli defa mekik çekmekti.
Tugay komutanı, sadece içtimalarda değil; ama genel düzen olarak tugayda birinci gelen bölüklere de ödül veriyordu. Daha çok çarşı izni; daha iyi koşullarda yıkanma ve bunun gibi.
***
Kahvaltı sırasında zamanında gelen askerlerden bir tanesi,

“Bu ödül-ceza sistemi harika.”
dedi. “İnsanları, anlamıyorum; niye gözlerini ödüle dikmiyorlar ki! Eğer kendilerini ödüle odaklayacak olsalar, kurallara en iyi şekilde uyacaklar ve ödülü alacaklar. Şahsen ben tugay komutanının sunduğu ödülleri almak istiyorum; bunun için de kurallara uyuyorum. Ama tek başına uymam yetmiyor. Bir ekip performansı üretmemiz gerekiyor. 300 kişiden 290′ının kurala uyması yetmiyor. Hepimizin uyması gerekiyor.”

Kahvaltı sofrasındaki bir arkadaşı,

“Ben sana katılmıyorum.”
dedi. “Ben de sabah zamanında içtimada hazırdım. Diğer tüm kurallara da uyuyorum; ama bütün bunların nedeni cezadan korkmam. Cezaya çarptırılmayacağımı bilsem kılımı kıpırdatmam. Mekik çekmek ya da tuvalet temizlemek ya da ceza her ne ise, bununla karşılaşmak istemiyorum. Benim kurallara uyma nedenim cezadan kaçınabilmek. Bu ödül-ceza sisteminin harika olduğunu düşünmüyorum. Çünkü benim cezadan kaçınmak için kurala uymam senin dediğin gibi yetmiyor. Ben kişisel olarak ceza almıyorum; ama cezaları herkes benim kadar umursamadığı için aramızdan on kişi çıkıp kurala uymadığında ödülü de alamıyoruz.”

Üçüncü bir asker,

“Ben sizden farklı düşünüyorum.”
dedi ve devam etti: “Tüm kurallara uyuyorum. Tüm içtimalarda hazırım. Askerliğin tüm kurallarına harfiyen uyuyorum. Ama bunun nedeni, ne sunulan ödüller ne de karşı karşıya olduğumuz cezalar. Ödül almak için düzgün sıra olunmaz ya da cezadan kaçınmak için. Aslında bu iş o kadar karışık değil. İçinde bulunduğumuz ortamda görev ne ise onu yapmak bizim sorumluluğumuzdur. Aklı başında her insanın bunu düşünmesi gerek. Kahvaltıya tugayda beş bin kişi darmadağın gidecek olsa nasıl bir karmaşa olur düşünsenize.

Sorumluluk duygusu gelişmiş bir insan, ödül ya da ceza olduğu için değil, sorumlu olduğu için, birlikte yaşadığı toplumun gereklerini yerine getirir.
Ben iyi bir insan olmaya çalışıyorum; ama cennete ulaşmak ya da cehennemden kaçınmak için değil. Doğrusu bu olduğu, sorumlu bir insanın yapması gereken bu olduğu için.
“fwmail.net”

20 Mayıs 2012 Pazar

Şiir

ŞİİR - MÜZİK BİRLEŞMESİ      
Bestecilerin, Metin Altıok, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Can Yücel, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Pir Sultan, Yunus Emre ve diğer büyük şairlerimizin şiirlerini bestelemesi gerekli.
Mümkün mertebe çok "şiir - müzik birleşmesi " yaratılması bir kültür için iyidir.
Dil için iyidir.
Müzik ve ses için iyidir.
Kalite için iyidir.
"Fazıl Say - odatv, 24 Eylül 2010"
*
görsel: flickr
****
ŞİİR BİR İHTİYAÇTIR 
Şiirin görevi insanların yaşamını daha dolu, daha gerçek yapmaktır. Şiir, kişileri, yaşamın, dünyanın ve evrenin sırları peşinde koşturur. Bazı eleştirmenler sanatın yaşamdan bir kurtuluş olduğunu söyler.  Sanat sadece yaşamın dışına doğru değil, yaşamın içine doğru da bir kurtuluştur. Eğer şairler uydurma bir dünya sunmakla yetinselerdi uyuşturucu satıcılarından farkları kalmazdı. Şair hayalinin ürünleri uydurma değil gerçektir. Gözlerimizi açan ve duygularımızı etrafımızdaki gerçek şeylerden haberdar eden hayal gücüdür. Şiirin ölmez oluşunun hikmetlerinden biri budur. Whitman "Durmadan Sallanan Beşiğin Dışında" adlı şiirinde  "meçhul ihtiyaç" deyimini kullanmıştır. İşte bu "meçhul ihtiyaç" olmasaydı şiir de var olmazdı.
 Robert Lynd, Türkçesi: Bülent Ecevit   'mevsimsiz.net'
****
ŞİİR SANATI
Dokunabilir ve sessiz olmalı şiir,
Yuvarlak bir meyve gibi,
*
Başparmağa bir şey söylemeyen
Eski madalyonlar gibi dilsiz,
*
Yosun tutmuş pencere pervazındaki
Aşınmış taş gibi suskun.
*
Kuşların uçuşu gibi
Sözsüz olmalı şiir.
*
Zamanda kımıltısız olmalı şiir
Ayın tırmanışı gibi,
*
Geceye takılan ağaçları dal dal
Özgür bırakır ya ay,
*
Kış yapraklarının gerisinde
Anı anı bellekte kalır ya.
*
Zamanda kımıltısız olmalı şiir
Ayın tırmanışı gibi.
*
Gerçeğe eşit olmalı şiir:
Gerçeğin kendisi değil.
*
Acının bütün tarihi çünkü
Boş bir eşik, bir akçaağaç yaprağı.
*
Çünkü aşk
Yan yana yatmış otlar ve denizin üstünde iki ışık.
*
Bir şey anlatmamalı şiir,
Olmalı...
Archibald MacLeish  (1892 - 1982)
Çeviri: Cevat Çapan
****
ŞAİRİN ÖZGÜRLÜĞÜ VE TUTSAKLIĞI
Şair;
* çevresinde değişip duran mevsimlerin, yıldızların, birbirini çeken ve iten evrensel gücün, 
* hem iyi hem kem bakışları,  hor görünün ve hayranlığın, inatçı karşı koyuşun, kıskançlığın, olağanüstü hafifliklerin, anlayışsızlığın, 
* düşündaşlarının ihanetinin, başka türlü düşünenlerin kuşkularının, kötülüğe dönüşen aptallığın, 
* dünyadaki tüm çekişmelerin ve çelişkilerin, halkının ön yargılarının, yakınlarının anlayışsızlığının, 
* ailesinin ve çocuklarının yabancılaşmasının, dostların vefasızlığının, aşık olduklarının bencilliklerinin, yanındakilerin umarsızlığı, uzaktakilerin unutuşunun, acımasız yasaların, çiftleşme, yiyip içme ve egemen olma konularındaki açgözlülüğün egemenliği altındadır.
* Şair,  ölümün dehşetinin egemenliği altındadır, vücudundan ayrılıp giden şair ayak basar özgürlük toprağına. 
* Çünkü özgürlük olanaklıdır, eğer şair güçsüzlükten gücü yaratacaksa, yaşama saldıran başıboşluktan düzeni ve ideali yaratacaksa, tutsağım, şairim; tutsaklığım yaptığım hizmettir. 
Sandor Rakos
Türkçesi: Ataol Behramoğlu, kısaltılmıştır.
Sosyal Yayınlar  Dünya Şiir Antolojisi - mevsimsiz.net