24 Ocak 2019 Perşembe

Olgunluk


Vera Hsu performs Beethoven Bagatelle Op.33 No.5-7
***
Dünya ikiye ayrılır amigo.
Boyunlarına ip geçirilmiş olanlar ve o ipi kesenler.
Tuca - Çirkin   'mavimelek'
***
DERS   (SİRK)
Sinema tarihinin en ünlü komedyenlerinden Charlie Chaplin bir röportajında şöyle der:
Küçük bir çocukken babamla bir sirk şovunu izlemeye gittik. Bilet sırasında uzun bir kuyruk vardı ve önümüzde anne-baba ve altı çocuktan oluşan bir aile vardı.
Fakirlik hallerinden belliydi, elbiseleri eski ama temizdi. Çocuklar sirkten bahsederken çok mutlu görünüyordu.
Onların sırası gelince, babaları gişeye geçti ve bilet fiyatını sordu. Gişe çalışanı ona bilet fiyatını söyleyince adam kekelemeye başladı ve dönüp karısının kulağına bir şeyler fısıldadı.
Mahcubiyet yüzünden kolayca okunuyordu.
Birden babam cebinden yirmi dolar çıkardı ve yere attı. Sonra da eğilip yerden aldı ve adamın omzuna dokunarak şöyle dedi:
“Paranız düştü beyefendi.”
Adam babama baktı ve gözleri dolarak “Teşekkür ederim efendim” dedi.
Onlar içeri girdikten sonra babam beni elimden çekti ve kuyruktan çıktı. Çünkü babamın adama verdiği yirmi dolardan başka parası yoktu.
O günden beri babamla gurur duyuyorum ve o iki dakika benim hayatımda izlediğim en güzel şovdu. O gün izleyemediğim sirk şovundan eminim daha güzeldi.
***
AH SİZİN ELLERİNİZ
ah sizin elleriniz
sevgiyi en iyi onlar anlatırdı

bütün resimlerde
elleriniz olurdu, upuzun

gözlerden daha önce gelirdi
bir kadının elleri

daha önce gelirdi
dokunuşu ıslak dudaklardan

bilmezsiniz, adınızdan da
önce sevdim ellerinizi

anladım ki:
yüreğiniz, ellerinizmiş sizin.
Ahmet Uysal
***
OLGUNLUK

Kuzey güney zonda,
dağıtan güney,
atak batıdan karo damı.
*
Güney    Batı     Kuzey    Doğu
1Trefl      Pas      1Kör      Pas
1Pik        Pas       3Pik      Pas
4Pik        Pas       Pas       Pas

Bir karo ve iki terfl dışında bir de pik verebilirsiniz.
Belki dördüncü bir kör yapabilir, kayıplarınızdan birini buna kaçabilirsiniz.

İki taraftan birine empas yapar damı yakalarsanız oyunu yaparsınız.
Ama bir oyun daha vardır, bu şansınızı hem körden hem pikten denemenize olanak sağlar.

AR pikinizi çekin. Dam düşerse valenizi de çeker, yerin dördüncü körüne kayıp karonuzu atarsınız. Olursa beş, olmazsa dört yaparsınız.

Pik damı düşmezse körleri denersiniz. Körler 3-3 ise ya da vale ikinci turda düşerse ve pik damının bulunduğu tarafta kör dörtlü ise yine kontratınızı yaparsınız.
Son köre kayıp karonuzu atarsınız.
NOT:
Dam dışında sekiz kozunuz varsa en iyisi dama empas yapmaktır.
Ama ayrıca ARD dan 4-3 dağılmış bir yan renginiz de varsa, en iyi oyun AR kozu çekmek, dam düşmezse, yedili renginizin partajına oynamaktır. Bu oyun koz damına empas yapmaktan iyidir.
“Bricinizi Sınayınız, Edwin Kantar”

19 Ocak 2019 Cumartesi

Defans


Michelangeli Beethoven Bagatelle Op.119 No.3 Live
***
ÖFKE
Öfke nedir?
Başka birinin hatası için  kendimize verdiğimiz cezadır.
***
Gerçeğin lisanı sadedir!
Seneca
***
MÜZİKLE TEDAVİ
(ESKİ YUNAN'DA VE BERGAMA ASKLEPİON’UNDA) 

Müzik-terapi, ruhsal ve bedensel sorunları olan çocukların ve erişkinlerin psikiyatrik sorunlarını belirlemede ve bunlara bir çözüm getirmede yol gösteren bir iletişim yöntemidir. Çalışmalar göstermiştir ki müzik, organizmayı çeşitli yollardan etkilemektedir. Kendine güvenin yeniden kazandırılması, fiziksel egzersizler ve motor kontrol, psikiyatri hastanelerinde müzikle tedavi, sosyal ilişkilerin geliştirilmesi, konsantrasyonun artırılması için programın bir öğesi olmuştur. Müzik-terapi de en eski tedavi yöntemlerinden biri olup pek çok eski çağ uygarlıklarında kullanılmıştır.
   
Eski Yunanlılar, müziği her türlü erdemin kaynağı sayarlardı. Onlara göre müzik, ruhun eğitilmesi ve arınmasında büyük bir etkendi. Hatta o dönemlerde, paignio adlı neşe ve sevinç ifade eden havalar, hastalıklardan kurtulma, dertlere karşı bir avunma şarkıları olarak kabul edilirdi.

Eski Yunan mitolojisinde, güzel bir çalışıyla tanınan Apollon, lir çalarak insanların sıkıntılarını giderir ve onlara neşe verirdi. Platon (Eflatun) da M.Ö. 400'lü yıllarda, müziğin ahenk ve ritim ile ruhun derinliklerine etki ederek, kişiye bir hoşgörü ve rahatlık verdiğini belirtmiştir. Ayrıca Platon, şarkıyı iyileştirici özelliği olan bir çare olarak kabul etmekle birlikte, şarkı olmaksızın hastaya uygulanan reçetelerin etkisiz olacağını da ekler.
   
M.Ö. 585-500 yılları arasında yaşayan büyük Yunan filozofu ve matematikçisi Pythagoras, umutsuzluğa düşen veya çabuk öfkelenen hastaları, belirli melodilerle tedavi edebilme olanaklarını araştırmıştır.
Tıbbın babası sayılan Hipocrates de 2400 yıl önce, bazı hastalıkları tedavi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürürdü.
   
Bergama Asklepieion'unda Müzikle Tedavi Uygulaması: Asklepieionlar dünyanın bilinen ilk hastaneleridir. Bu hastanelerde bedensel ve ruhsal sorunu olan hastalar tedavi ediliyordu. Bergama Sağlık Yurdu'nun hastalara uyguladığı tedavi yöntemlerini yazıtlardan özellikle M.S.2.yüzyılın ortalarında burada on üç yıl kalmış olan hatip Aelius Aristeidis'in yazıtlarından öğrenmekteyiz.
   
Asklepieion'un en parlak yıllarında, "Satyrosk" ve "Galenius" gibi dünyanın ilk büyük hekimleri burada yaşamış ve ders vermişlerdir. Asklepieion'da genellikle, telkin, fizyoterapi ve müzik-terapinin bugün halen kullanılan çeşitli tedavi yöntemleri uygulanmıştır.. Hastaları iyileştirmede telkin, büyük rol oynuyordu. Güçlü telkinler yoluyla hastaların düş görmeleri sağlanıyordu. Sağlık yurdunun yanındaki tiyatroda törenler yapılıyor, müzik eşliğinde hastalara ruhsal tedavi uygulanıyordu.
   
Günümüzde de dünyanın pek çok ülkesinde ruhsal ve bedensel sorunu olan hastaların psikiyatrik sorunlarını gidermede müzik terapi uygulanmaktadır.  
“Öğr.Gör. Dr. Haşmet ALTINÖLÇEK    Beethovenlives.net    Kısaltılmıştır”
***

İPİ ÇEK,  KUKLA OYNASIN
her erkek şunu iyice anlamalı
her şey bir anda
yok olabilir:
kedi, kadın, iş,
yatak, duvarlar, oda;
aşk da dahil
bütün gereksinmelerimiz
kumdan temellere oturur -
ve herhangi bir olay,
ne kadar ilgisiz olursa olsun:
Hong Kong’da bir çocuğun ölümü
ya da Omaha’da bir kar fırtınası...
felaketin olabilir.
bütün porselenlerin mutfak döşemesinde
parçalanır, kadının içeri girer
öylece dikilirsin, sarhoş,
her şeyin ortasında ve sorar:
aman Allahım ne oldu böyle?
bilmiyorum dersin,
bilmiyorum…
Charles Bukowski

***
ÇOK YAŞA KRAL!
Derek Rimington

(Defans Önerisi)
Bayan baylar! Sizleri As Ruaya karşı davasında jüri olarak seçiyorum!
Bir çok briç oyuncusu, defansta iken, As Rua kombinasyonunda ilk el Ası oynar. Sadece iki parça ise önce Ruayı oynar. Bir çok uzman da benzer bir yöntemi tercih eder. Sadece şlem kontratlarına defans yaparken hariç.

Atalarımız ilk el Ruayı oynardı. Yer açıldıktan sonra üçüncü oyuncu elinde V72 ile ikilemde kalırdı. Ortağında Dam olduğunu bilse, cesaret verici olmak için 7 oynardı. Ama bunu bilemediğinden 2 oynar. Bu yüzden bir çok yazar tarafından Rua atağı suçlanmıştır. Ancak ben bazı özel durumlarda bu oyun tarzının doğru oyun olduğunu iddia etmekteyim.

Şlem kontratlarına veya preemptive yüksek kontratlara karşı, ARx(xx.) den Rua açılmak doğrudur. Ortağının sayı sinyali vermesi (büyük – çift, küçük – tek) beklenir. Böylece atak eden defans oyuncusu renge devam edip etmemeye karar verir.
Tersine ilk el As atak ettiğinde Ruanın kendinde olup olmadığını belli etmek için apel (beğendim/beğenmedim) sinyali verir. Böylece bir renkten iki kolay el alarak, yaptkırılabilecek şlemlerin önüne geçilmiş olur.

Zon ya da part skor kontratlara karşı Ruanın mesajcı olarak kullanılması doğru değildir! Atağı Rua ile aldıktan sonra sizin elinizde ki Astan ötürü beğendim sinyaline rağmen başka renge dönüyor ise, bilin ki bu renk ortağınızda tek parçadır.
Herkes Zonda
____________Kuzey:
____________ VT93
____________♥ RD
____________ RV62
____________ V3
Batı:                                                     Doğu: (ben)
 74                                                       62
 97542                                                AVT8
 –                                                        D8754
 ART954                                           82
____________Güney:
____________ ARD85
____________ 63
____________ AT93
____________ D7
Kontrat: Güneyden 4 Pik
Ortağım Bob Rowlands Trefl Rua ile atak etti. “Yaşasın Rua!” Ben ♣8 verdim. Bob ikinci el bende tek parça olabileceğini düşünerek ♣A oynadı ve eli kazandı. Ben Karo oynayacağını düşünürken ♥9 oynadı. As ile alıp durumu analiz ettim. Bobun elinde Kör tek parça olamazdı! O zaman jeton düştü! Elinde Karo olmadığı için Karo oynamamıştı. Karoya Batı çakınca kontrat batmış oldu. Bu defans oyunun dışındaki tüm defans alternatifleri kontratın çıkmasına neden olacaktı.
“İlk el oynanan Ruaya dikkat edin. Mesaj veriyor olabilir!”
Kaynak
Halim Hanyaloğlu

16 Ocak 2019 Çarşamba

Beşinci Kat


Beethoven Bagatelle op.33 #2
***
Yanımda olacaksa bir kadın olsun... 
Tutacaksa bir kadın tutsun elimi... 
Düşmem...
Bekir Coşkun
Kadınların koruma ve yaşatma güdüsü ne kadar güçlü...
Avuçlarında şefkat ve sevginin inanılmaz tılsımı var...
Bir gün yaşamın ipi boynunuza dolandığında, kurtulmak için çırpındığınızda ama kurtulamadığınızda...
Var mı sizin için bir kadın eli? "
Bekir Coşkun
***
KADIN
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir deyişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.
***
ESKİ EV
İlk günden hatırlarım etrafını saçağın,
Bir asma kuşatırdı körpe filizleriyle.
Kokularla cezbedip küçük, çapkın kuşları,
Buğulu taneleri uzardı pencereye.
O baldan salkımları bize yaklaştırırdı
Uzatarak annemiz bembeyaz ellerini,
Biz, onun çocukları geri verirdik tekrar
Kuşlara üzümleri, emilmiş dallarını.
Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne
Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü.
Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü,
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde.
Alphonso de Lamartine
***
BEŞİNCİ KATTAYIZ
Bu gün dünyadaki briçin gelişme şekline bakalım. Daha önceki bir yazımda briçin ilk aşamasının WHİST adında bir oyun olduğunu ve 1500 yıllarında rahip Latimer’in notlarında bunun oynandığını anlatmıştım. Briçte ikinci kat WHİST BRİDGE adıyla anılan oyunun yeni şekliydi. Bu oyunu İstanbul levantenleri 1800 yıllarında oynarmış. Mısırdaki Hidiv kulübün bu tür briçin ana merkezlerinden biri olduğunu da söylemiştim.
*
Whist’in yeni şeklinini önce İngiltere sonra Amerika ve Avrupa’ya, 1877-1878 yıllarında Plevne’deki Osmanlı - Rus harbinde görevli albay Studdy, St.Georges kulüpte yaymaya başladı. Bu tür Briç’in Whist’den temel farkı dekleranın ortağının elini yere açması ve yer olmasıydı. 1900 yılları başında bu türe ilaveler geldi. Hindistan ve İngiltere’de bu değişik tür katılımcılar buldu ve tüm dünyaya yayılmaya başladı. Briçin üçüncü katı olan bu yeni türün adına “auction bridge” dendi, kontr ve sürkontrlar devreye girdi. 1920 lerde Fransa’da bu yeni türün biraz daha değişimi sağlandı. Briçte zonu söyleyebilmek ve yapmak, söylenmeyen, zon kadar alınan lövelere göre temel ayrım oldu. Adına “plafond = tavan” denen briç dördüncü kata çıkarılmıştı.
*
Bir süre sonra 1910-1920 lerde artık yeni auction briç çok popüler olmuş ve turnuvaları yaygınlaşmaya başlamıştı. 1925 te Harold S. Vanderbilt adında bir adam plafond briç arkadaşlarıyla Los Angeles’den başlayarak Panama kanalından Havana’ya, Finland isimli bir buharlı gemiyle gidiyor ve her gün briç oynuyorlardı. Bu gemide arkadaşlarıyla günümüzdeki şekli oluşturdular. Sanzatunun ilk lövesi 40, diğer löveleri 30 puan oldu. Böylece 3 sanzatu veya dört majör 100 rakamını bularak zon yapan şekle geldi. Zon – orzon (zonda olmayan) şekilleri de yine bu gemideki briçte yapıldı ve adına “contract briç” dendi. 
*
Briçin 5. kat olan yeni şekli önce Amerika’da yaygınlaştı. 1929 yılında “American auction bridge league” auction kelimesini sildi, Aynı yıl kontrat briç kuralları yayınlandı ve resmileşti, 1932 yılında da İngiltere, Fransa gibi Avrupa ülkeleri kontrat briç kurallarını kabullenerek onayladılar, günümüzde oynanan briç işte bu kontrat briçin bir türüdür. Her 5-10 yılda bir bazı değişiklikler yapılıyor. Örneğin benim ilk milli yıllarımda takım maçı 20 üzerindendi 10-10 berabere olunuyordu şimdi 25 – 0 arasında dönüşüyor. 
Bakalım kaç kat daha çıkacak briç!
07 Mart 2010 Faik Falay, Cumhuriyet

8 Ocak 2019 Salı

Gong

Ekla Cholo Re - Kishore Kumar
Kimse çağrına kulak vermedi mi?
Sen tek başına yürü.

Kimse tek laf etmiyor,
Çehreler duvara dönmüş.
Sakınmadan, yüksünmeden,
Zihninle sohbete koyul.

Yollar dikenle kaplı diye,
Kimse gelmiyor seninle. 
Tabanlarından damlayan kan
Ardında bıraktığın iz olsun.

Gece karanlık, fırtına geliyor.
Kimse yok sana ışık tutacak.
Çakan şimşekler fenerin olsun
Ve sen tek başına yürü.  
Yunus Bakihan Çamurdan’dan alındı.

Rabindranath  Tagore tarafından yazılmış  Bengalce vatansever şarkıdır.
Şarkı, dinleyiciden, diğerlerinden destek alınmamasına veya desteklenmemesine rağmen, yolculuğuna devam etmesini teşvik eder. Şarkı genellikle siyasi veya sosyal değişim hareketleri bağlamında aktarılır. Bu şarkı Mahatma Gandhi'yi derinden etkilemiştir. “Vikipedi” 
***
İnsan ne şekilde yaşarsa, o şekilde düşünür.
Maksim Gorki
***
GÜLLER
Güllerin zamanı aktığında
vazoya, çalılığa, tarha
ve dökülüp yittiğinde yapraklar,
düşer gözyaşları da.
Kalıcı zamanları düşle,
değişimi ve tekrar dönüşü,
düşle – güller yaprak yaprak
kayarak gidiyor yitirişe doğru.
Zamanların denizden yükselmesi
ve yeniden doğuşu aldatmaca,
aldatmaca – batarlar, susarlar,
güller solduğunda.

Gottfried Benn (1886-1956, Almanya)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

***
GONGUN ÇALMASINI ENGELLEMEK
Dick Cummings

(Defans Önerisi)
1950 li yıllarda Londra’da Petro Juan tarafından organize edilen “Coffee House”isimli Briç maçları hem briç oyunu sevdirmek hem de yardım toplamak amaçlı idi. Masada dört ünlü misafir Briç oynarken, her oyuncunun arkasında bir uzman bulunuyordu. Bu uzmanlar, kendi oyuncusu oyunda bir hata yaptığında ellerindeki gonga vuruyordu. Oyun bittiğinde yapılan hata tartışılıyordu. Oyuncunun kendini savunma hakkı vardı. Kim yanlış yaptı ise çanağa sembolik bir ceza olan 1 şilin atıyordu. Gongun çalma ihtimali oyuncularda hata yapma korkusu yaratıyordu.

Aşağıdaki el, burada oynanmış bir elden çıkarılacak derstir. “Defansta yeni bir renk oynandığında, oynanan kağıda dikkat edin!”
____________Kuzey:
____________ 95
____________ 963
____________ ADT98
____________ DV2
Batı:                                                     Doğu:
 DT642                                                V83
 RV82                                                  A74
 43                                                        7652
 R5                                                       763
____________Güney:
____________ AR7
____________ DT5
____________ RV
____________ AT984
Kontrat: Güneyden 3NT
Atak: 4
5, V ve R. İkinci tur V yerden D. Batı 3 Doğu 7. Yerden D, 3, 4 ve R. Batı deklaranın elini saymaya başlar. Trefl As, Karo Rua ve Vale, Pik Rua ve muhtemelen Pik As. (Doğuda AVx olma ihtimali düşüktür. Ancak Batıya antre yaratmak için böyle bir oyunu tercih etmiş olabilirdi. Ama elinde 5-7 OP ile bu tarz oyunu tercih etmezdi.) Bu durumda Kör As kesin Doğudadır diye düşünür ve 2 oynar. Ortağın Asını masada görmek mutlu eder. Doğunun bir Kör daha oynaması halinde kontratı batıracağını görmektedir. Ama o ne! Ortak atak rengi olan Piki oynar! Kontrat +2 çıkar.

Gonk çalmıştır. Doğu 2 ile verilmek istenen sinyali anlamamıştır! Ortağının yeni renge küçük bir kart ile girmesi, “Ortak bende bu renkten onör var. Bu renge devam et” demekti. Halbuki, büyükçe bir kart oynasa idi, “Ortak bu renkte benden onör bekleme. İlk renge devam et” demek olacaktı.

Gelecek sefer, ezbere bir kart oynamadan önce başınızda bir eksperin gonk ile beklediğini düşünün. Bu doğru kağıdı oynamanıza yardımcı olacaktır.
Eğer ellerin dağılımı şöyle olsa idi, sinyal farklı olacaktı;
____________Kuzey:
____________ 95
____________ 965
____________ ADT98
____________ DV2
Batı:                                                     Doğu:
 AT642                                                V83
 D852                                                  A74
 43                                                        7652
 R5                                                       763
____________Güney:
____________ RD7
____________ RVT
____________ RV
____________ AT984
Şimdi Batı R ile el aldığında, 8 oynayacaktı.
Kaynak
Halim Hanyaloğlu

4 Ocak 2019 Cuma

Düşünürsen Varsın

Tarrega Maria (Gavota)
***
DÜŞE ÇAĞRI
Edebiyat, sanat bize güzellikleri sezdirmeli. 
Madame Rachilde'in "Güneş Satıcısı"nı "Le Vendeur du Soleil" bir türlü unutamam, anlatayım:

Paris'in bir köprüsü üzerinde bir satıcı, bağırıyor, dil döküyor, sattığı nesnenin eşsiz güzelliklerini anlatıyor. Başına toplananlar merakla bekliyorlar: Nedir acaba o adamın sattığı? En sonunda söylüyor: "Size güneşi, her gün gözlerinizin önünde duran, ama sizin bakmadığınız, güzelliğini göremediğiniz güneşi satıyorum. Bakın; bakın! Sizin bütün hülyalarınızdan güzel değil mi?" Dinleyenlerin çoğu omuzlarını silkip gidiyor, ancak bir kişi: "Sahi! Ne de güzelmiş!" diyor.

Şairin, hikayecinin o adama benzemeleri gerektir. Bize, gözümüzün önünde duran, ama alışık olduğumuz için artık fark edemediğimiz güzellikleri anlatmaları, sezdirmeleri gerekir.
*
Fransız düşünürlerinden Jules Soury'yi bir gün yolda görmüşler; "Bütün masalları çürüttüm, yıktım. Masalsız kaldım... Bana masal verin, masal verin bana, masalsız yaşayamıyorum!" diye bağırıyormuş.. Çıldırdı demişler onun için.
Belki de çılgınlıktan o gün kurtulmuştur.   'NURULLAH ATAÇ'
***
İŞTE SESSİZLİK SESİMİZLE BULUŞUYOR
İşte sessizlik sesimizle buluşuyor,
Farkında olmasak da.
O şarkılar üzünç iklimi,
Harfler, harfler, harfler,
Harflerin yarattığı bir mutluluk bu..
*
İşte sessizlik sesimizle çarpışıyor,
Tam karşında tutkunluk,
Tam karşımda bir gül,
Tam karşında özlem,
Tam karşımda vurgunluğum,
Tam karşında süvarin,
Tam karşımda sevinç,
Karşı karşıya aşk..
*
Sözcüklerin taşıdığı duygular,
Değiştiriyor insanı ne yapsan.
Gözlerin görmeye başlıyor,
Kulaklarım işitmeye,
Yüreklerimiz çarpmaya, coşkulu,
Yorgunluk, unutkanlığa yazdırıyor kendini.
*
Ben kılıncımı bıraktım,
Sen kalkanını,
Pusatsız kaldık işte..
*
Aşk, aşk, aşk
*
Yengisi gövdesine saklı,
*
Yenilgisi de...
Tuğrul Asi BALKAR
***
DÜŞÜNÜRSEN VARSIN
Goethe’nin sevdiğim bir deyişidir  “ Yapmak kolay, düşünmek zordur! “  İnsanı diğer canlı türlerinden ayıran en büyük fark, düşünebilme becerisidir. Bugünden daha iyi bir dünya özlemimiz varsa, çocuklarımıza daha iyi ve daha mutlu bir ülke bırakmak istiyorsak, günümüzde sahip olduklarımızdan çok daha fazla sayıda düşünen insanlara ihtiyacımız vardır. 

Düşünmek Goethe’nin dediği gibi kolay bir beceri değildir, düşünmenin önünde çeşitli engeller vardır, en büyük engel öncelikle duygularımızdır. Sevmek ya da aşık olmak, duygularımızın bir fikre kapılıp peşinden sürüklenmesi mantıklı düşünme sürecini engeller. İkinci en büyük engel dogmalar, ön yargılar ve boş inançlardır. Bunlara esir olan insanlar da düşünmektense kendilerini kapattıkları bu hapishanelerde yaşamayı gerçek sanırlar. Bir başka engel tembelliktir, çoğu insan sıkıya gelince düşünme sürecini yarıda kesip kaderlerine razı olurlar. Çağımızdaki en büyük engel de bence propaganda ve reklamlardır. İnsan kuvvetli bir etki altında, bir şeyin, iyi, ucuz vs.  olduğuna inandığı zaman ona alışır ve bir daha düşünmek istemez.
*
Düşünmeyi geliştirmenin bazı yolları ise meselenin tüm parçalarının üstünden birkaç kere geçmek, sorunun bir tablo gibi kafamızda oluşmasını sağlamak, acele hüküm vermekten kaçmak ve aklımıza ilk gelen fikre takılıp kalmamak olmalıdır. Kimi zaman sorundaki ayrıntıların yerini değiştirerek, kimi zaman da soruna bakış açımızı değiştirerek doğru çözüme ulaşmayı denemeliyiz. Başkalarının bu soruna getirdiği çözümler varsa onları incelemeli, egomuza rağmen bize yarayacak kısımlarını kullanabilmeliyiz.
*
Briç bir düşünme oyunudur. Descartes’in dediği gibi  “Düşünüyorum o halde varım”.
24 Aralık 2006  Faik Falay, Cumhuriyet