Souvarit
- Säkkijärven Polkka
*****
MERMER TEZGÂH
Cabi Efendi, geçim
kaygısı olmayan, çok meraklı, beyaz top sakallı, kısa boylu, şişman biridir. Kitaplıklardan yararlanmak yerine, hayatı okumayı tercih etmektedir.
"Hayatın her
adımında binlerce sır saklı, bilim, felsefe hep hayatın
içindedir" diye düşünüyordu. Cabi
Efendi, sabahtan akşama kadar İstanbul'u gezmekte, kendince hayata düzen vermektedir.
Üsküdar
taraflarında gezerken bir ilginçlik fark eder.
İçinde kırk yaşlarında,
pos kara bıyıklı, şişmanca bir adamın, Ali Usta’nın çalıştığı marangoz dükkanının tezgâhı
mermerdendir. Dayanamaz Cabi Efendi, "nasihat damarları" kabarır:
- Sen deli misin,
oğlum? Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı? diye konuşur. Marangoz
ustası onu,
- Ben birinci
ustayım, hiç yanılmam. Ustalığıma güvenim var, onun için tezgâhı
mermerden yaptırdım, şeklinde cevaplar. Başından savmaya çalışsa da, iş
uzayınca,
- Haydi bakalım,
gevezelik yeter, deyip Cabi
Efendi’yi uzaklaştırır.
Cabi Efendi
"düşüncesizliği kendisi için meziyet' sayan" ustaya haddini
bildirecektir. Önce adını öğrenir: Ali. Sonra diğer bilgiler: Ailevi durumu,
evi, adresi…
Sonra, kasaptan
bütün bir kuzu alır, fırında kızarttırıp Ali Usta'nın evine götürür. Gayet
titiz bir şekilde, evin hanımına tepsiyi sunar.
Plân gayet
basittir:
Kuzu yüzünden karı
koca birbirine girecek, gece ve ertesi sabah kuzuyu göndereni düşünürken dikkati
dağılan "sanatının eri budala" Ali Usta keserini mermer tezgâha
indirecektir.
Cabi bu son
sahneyi seyretmek aşkıyla geceyi Üsküdar'da geçirir. Ertesi sabah olan biteni
görebileceği bir noktaya yerleşir.
İş tasarlandığı
gibi sonuçlanıp keser tezgahı kırdığında içeri dalıp:
- Geçmiş olsun
usta!" der. Tabii, gereken nasihatleri verirken, kuzuyla çevirdiği
oyunu da açıklar.
- Hadi oğlum der,
dünyanın nizamını bozmağa kalkma.
Marangozun tezgâhı
kalastan olur.
Ömer Seyfettin
(Kısaltılmıştır)
****
UZAK
Nefretin adresini
mi soruyorsun
cinnet yağmurunda kimsesiz kuşlardan
rüzgârı çalınmış yalnızlığımı mı
sevdanın adresini mi soruyorsun
ayrılığı mavi, hüznü beyaz uçan
Yüzüne ay
doğmakta. Seviyorum seni
Sensin
çılgınlığımın zalim kaynağı
elemin aşktan damıtılmış alevi
taşarken yüzünden hicranın ırmağı
zulmetin vahasını mı arıyorsun
bakışı gül sesi, gülüşü yaz açan
Yüzüne ay
doğmakta. Seviyorum seni
Fırtınası çalınmış
işte umudun
gençliğimin şafağı da haczedilmiş
acının ve aşkın tarihini yazmadan
su menzilinde akşam mı avlıyorsun
ikindisi kumral, baharı az olan
Yüzüne ay
doğmakta. Seviyorum seni
Çile kuşatılmaz
demedim mi sana
nur heykeli, gün avcısı, ay alevi
yüzü bereketli sevdalar tuzağı
kalbimin adresini mi soruyorsun
soyadı hüzünlü, adı naz anılan
Yüzüne ay
doğmakta. Seviyorum seni
Refik DURBAŞ
****
BRİÇ NEDİR?
02.01.2009
Türkiye’nin en iyi
briç eğitmenlerinden
Serdar Özkan’la, A’dan Z’ye briçi konuştuk. Briçe ilgi duyuyorsanız bu
röportajı mutlaka okuyun.
Son yıllarda
ülkemizde bir hayli yaygınlaşan bir eğilim ‘briç eğitimi’. Oysa ki çok gerilere
değil, 1970’lere gidildiğinde yok denilecek kadar azdı bileni de ilgilisi de.
İşte tam da o yıllarda ders vermeye başladığında henüz kariyerinde resmi bir
şampiyonluk bulunmayan Serdar Özkan, bugün Türkiye’nin en ünlü briç uzmanı ve
eğitmenlerinden.
‘Öğrenmem hiç bitmesin’ diyen Özkan için, yıllar önce Kars’tan gelen bir davet,
yaşamının en unutulmaz anılarından. Henüz İstanbullular dahi briçe yeterince
yakın değilken, Kars’ta İmam Hatip Okulu Müdürü önderliğinde, briç oynayan bir
grubun, ‘müsabaka yapmayı bilmiyoruz, bize yardımcı olur musunuz’, ricası
üzerine, karlı bir günde, yollara düşüyor.
Sırf ihtiyaç duyulduğu için kilometrelerce yolu hiç düşünmeksizin kateden
Özkan, aynı zamanda şehir atmosferinde birçok kişinin briçe duyduğu ilgiye ise
mesafeyle yaklaşıyor.
Çabuk sonuç almanın telaşını taşıyanların beklentilerine sıcak bakmayan Özkan,
herkesin bir gün ‘briçin düşünce sistematiğine olan katkısının en değerli şey
olduğunu’ keşfedeceğine duyduğu inancı ise umutla büyütüyor.
Serdar Özkan’la briç üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik…
*
Briç nedir?
Briç 4 kişi tarafından 52 kartla oynanan karşılıklı oturanların birbiriyle
ortak olduğu bir oyundur. Fakat soruyu öyle bir günde sordunuz ki. Biz de
bugünlerde Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği olarak, yeni eklenecek dersimizin
duyurusunu hazırladık ve tanıtımın altına hep tartışılan bir soruyu koymayı
düşündük.
O da “Briç nedir?” sorusu.
A) spor
B) bilim
C) sanat
D) ‘new age religious’ yeni nesil din
Ve duyurumuzun altını şu soruyla kapattık: Sizce briç deyince dünyada bu
şıklardan en çok hangisi işaretleniyor?
Briç nasıl oynanır?
Bu hızla cevap verilecek bir soru değil. Ama yine de cevaplayacağım: 52 kartı
saat istikametinde teker teker 4 kişiye dağıttığınız, ‘el alma’ üzerine kurulu
bir oyun. Diğer oyunlardaki gibi: Karşılıklı oturanlar, mümkün olduğu kadar çok
el almaya çalışacaklar. Bir kişi bir renkten bir tane attığında renk derken;
burada maça kupa, karo, sinek gibi her bir cins kastediliyor. Herkes birer tane
kâğıt atacak, oyunu en büyük atan alacak ve bunu yapmadan öncede hepsi 13 el,
13 elin ne kadarını alabilecekleri yolunda bir mukaveleye imza atacaklar. Sözle
imzaladıkları mukavele başarıya kavuşursa sayı kazanacaklar. Başarısızlıkla
sonuçlanırsa sayı kaybedecekler.
‘Ortakla anlaşmada dilbilgisi’
Briçin dilleri nelerdir?
Briçin yaygın dilleri Standard American 5’li Majör (SAYC) ve Two Over One
sistemleridir.
Ayrıca Precision, özellikle İngiltere de popüler olan ACOL ve artık
kullanılmayan Goren sistemi de vardır. Napolitan gibi daha çok ülkelerin ya da
şehirlerin isimleriyle adlandırılan sistemlerde, bulunur. Nasıl insanlar günlük
hayatta Türkçe, İngilizce, Fransızca, İspanyolca konuşarak birbirlerine
dertlerine anlatmaya çalışıyorlarsa, briçte mukaveleye imza atmaya gidilen
yolda da, mukavele bu dilden biri kullanılarak yapılır. Bu dillerden bir
tanesini yeğleyen oyuncu, kendi ülkesinin ya da başka ülkenin sistemi olsa da
bu dili daha iyi anlaşmalarını sağladığını düşündüğü için yeğler. Fakat bu
arada kimse sizin oyun diliniz yüzde 60 başarılı benimki 82 başarılı diye bir
iddia içinde değildir. Sadece ufak farklar söz konusudur. Dolayısıyla bir
tanesi diğerlerinden şu bakımdan öne çıkmış vaziyette ‘yeterince iyi ve en
yaygın’: O da 5’li major. Bir başka sistemin daha iyi olduğu söylenebilir. Ama
herkes şunda mutabık ki bu sistem en iyi olmasa bile yeterince iyi ve en
yaygın, olanıdır.
Briçte kullanılan bazı terimler var; pik, kör, trefl, karo, kozlu,
kozsuz…
Uluslararası yarışmalarda artık yasal dil ‘İngilizce’. Daha önce Fransızca
kullanılıyordu. Bizde de Fransız kültürü etkisi altında olduğumuz zamanlardan
kalma, oynarken Fransız terimleri kullanılıyor. Sinek cinse Terfl, Kupa Kör,
Maça’ya Pik, Sanzatu’ya Kozsuz diyorlar. Bu konuda kendi sözcüklerimizi bulup
kullanmamız hoş olabilir. Ama bunu çok da dert etmemiz iyi olur. Çünkü dil
konusunda çok hassas olan Almanlar bile 5 tane sözcüğün 3 tanesini Fransızca
iki tanesini Almanca kullanıyorlar. En azından nasıl müzikte notalarla aynı
anda, aynı şeyin çalınması duyulması sağlanıyorsa burada da bu 5 tane sözcük
ile aynı dilde birden 7’ye sayarak aynı anda aynı şeyin düşünülmesi sağlanıyor.
İngilizcesini kullanmak, gerek internet ortamında gerek müsabakalarda bir
kolaylık sağlıyor.
Briç ile diğer kâğıt oyunları arasındaki fark nedir?
Diğer kâğıt oyunlarıyla arasındaki fark, tam da benim üzerinde durmayı sevdiğim
bir yerdir. Benzeştirilebileceği oyunlar var. Benzeştirilemeyeceği oyunlar var.
Benzeştirilebileceği oyunlar biraz öncede bahsettiğim gibi ‘el alma’ üzerine kurulu
oyunlar. Bu oyunlar diğer oyunlara göre biraz daha fazla beceri gerektiriyor.
Fakat, 5 boyut var. Bunlar: Stratejik anlamda hesaplaşma, dil bilgisi, ihtimal
hesabı, psikoloji ve çözümleme. En önemlisi çözümleme, analiz. Kartların kapalı
olması sayesinde var olan bir boyut bu. Rakiplerin elindeki, bir yere kadar
ortağımızın da elindeki kartların kapalı oldukları halde neler olduklarını
çözümlemeyle anlamaya çalışmak. Uygulama başladığında tam olarak anlamaya
çalışmak benzeri 4 elinde kapalı olduğu oyunlarda oyunun çok sonlarına kalır.
Çok sonlarına kalması demek o aşama gelene kadar işin şansa kalması demektir.
Briçi benzeri oyunlardan da ayırıp bana göre en saygın düşünce sporu haline
getiren, tarihi bir gelişme oluyor zamanında.
Düşünce üretebilmek demek her şeyi üretebilmek demektir. Ve insanın zekâsı
böyle farklılaşıyor. İşte briçte briçin ayağa kalktığı an, işin pazarlık faslı
bitip atak yapıldıktan sonra bir kişinin kartlarını masaya açtığı andır. Briçte
uygulama sırasında 3 kişinin eli kapalı bir kişinin eli açıktır. Bu şu demek;
herkes 13’ ü ortak, 13’ü farklı 26 kart görüyor. Ve 4 elde kapalı olsaydı
görmediği 39 kartın 3 kişiye nasıl bölündüğünü anlamaya çalışacak ve bu çok
geç, bilimsel olarak mümkün olacağı için iş şansa kalacaktı. Fakat 13’ü ortak,
13’ü farklı 26 kart gördüğü için kalan 26 kartın iki kişiye nasıl dağıldığını
anlamaya çalışmak, hem bunu erken aşamada başarmak söz konusu olduğunda bayağı
beceri gerektirebilecek kadar zor. Ama yine de beceriye sahip kişilerin erken
aşamada anlayabilmeleri mümkün olduğu için, işi sona bırakmamak açısından da
şanstan daha az bağlı. Briçi diğer bütün diğer oyunlardan ayıran ilk adım, 4
kişiden bir tanesinin kartlarını yere açmasıyla oyunun ayağa kalkmasıdır. Bu
ayağa kalkışın ardından ikinci adım yani düşüncelerin farklılaşması yolundaki
adımda ‘oyun başlamadan önce hangi kontratı imzalayacağız’ şeklinde diğer
oyunlarda hiç var olmayan bir ihale anlaşma sürecinin ortaya çıkmış olmasıdır.
Önündeki anlaşma süreciyle bütün kart oyunlarından farklılaşmıştır.
Puanlama nasıl yapılır? Skor nasıl hesaplanır?
Kontratınız minörse söylediğimiz rakam x
20, majörse söylediğimiz rakam x 30 sanzatu kozsuz ise söylediğiniz rakam x
30+10 kazanıyor. Batarsak yapamazsak dediğimizi her eksik kalan için, 50 veya
100 sayı kaybediyoruz. Ama buna herkesi ilgilendirecek şu cevabı verebilirim.
Bugün, o çok az olduğunu söylediğim şans faktörünü daha da az hale getirebilmek
için, briçle biraz ilgisi olan hemen herkesin bildiği müsabakalarda
yarışanların aynı eli oynama ortamı sağlanıyor. Bu da board denen bir aygıt
sayesinde oluyor, El almaya çalışırken kartları ortaya atarak değil, herkes
kartı kendi önüne atarak, el almaya çalışıyor. 13 hamle bittiğinde herkesin
önünde 13 kart bozulmadan kalmış oluyor. Ve bu board denen aygıtın ilgili
bölümünü koyuyor. Daha sonra bu şekilde muhafaza edilen aynı el, başka
masalarda başka kişiler tarafından oynanıyor. Kişiler rakipleriyle doğu batı
hattında oturuyorsa, kuzey güney hattıyla mücadele ediyorlar ama. Diğer doğu
batılarla aynı eli oynayarak yarışıyorlar. Dolayısıyla, bir tarafta 110 diğer
tarafta da 110 sayı kazanılmışsa, o elde müsabaka açısından bir puan alışverişi
olmuyor. Ama bir tarafta170 diğer taraf 420 sayı kazanılmışsa aynı el ile
rakibi ancak 170 sayı kazanırken 420 sayı kazanmaya muvaffak olana aradaki 250
sayı karşılığı olan bir uluslararası maç puanı veriliyor. Bu belki
skorlandırmanın şans faktörünü minimize ederek müsabakada ne şekilde
yapıldığını bilmek açısından önemlidir.
Devlet ve internet briçe dev adımlar attırdı
Briç dünya üzerinde milyonlarca kişinin hobi edindiği
bir kâğıt oyunu.
Peki Türkiye’de ilk
hangi yıllarda ilgi gördü?
Türkiye’de Özel Briç Federasyonu’nun kurulma tarihi 1964. Şu anda Spordan
Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı bulunan Briç Federasyonu’nun kurulma tarihi
1997. Dolayısıyla, 1964’ten beri kurumsal anlamda briç var, Türkiye’de.
Türkiye’de ne zaman yeterince ilgi gördü diye bir soru yöneltseydiniz. Cevabım,
henüz yeterince ilgi görmedi olacaktır. Bu ilginin tohumlarının ekilmesinde
Bakanlığa bağlanmamız bir sıçrama nedeni oldu. Böylelikle, sırf aynı oyun
destesi kullanıldığı için birçok kişinin ürkerek yaklaştığı hala bu ürkme tamamen
ortadan kaldırılamadığı için henüz okullarda notlu ders olamamış olan, bir gün
ders olacağından hiç şüphem yok. Hollanda’da, Fransa’da, Amerika’da, İtalya’da
olduğu gibi. Konuya yaklaşımdaki ürkeklik devletimizin sahip çıkmasıyla
azaldı.
İkinci önemli sıçramada internetin yaygınlaşmasıyla oldu. Şu anda mesela
Norveç’te bir şampiyona oynanıyorsa, evinizden müsabakayı anında
izleyebiliyorsunuz. Türkiye’deki briç severlerin ufuklarını çok açtı. Akşam
evden briç oynamak için, bir oyun arkadaşı seçeceğim, zaman bunu Kars’tan ve
Burdur’dan seçebiliyorum.
Briç öğrenmek için doğru yerde olduğumuzu nasıl
anlarız?
Briç öğrenmek için doğru yerde olduğumuzu öğreticilerin neden şeklindeki
sorularınıza verdikleri cevaplardan anlarız. Bir şeyin öyle olduğu söylendiğinde
neden öyle olduğu açıklanabiliyorsa, doğru yerdeyiz. Her neden sorusu anında
cevap bulamayabilir. Çünkü bazen cevap verebilmek için soruyu soran kişinin
belli bir alt yapısının oluşmuş olması gerekiyor. O alt yapı yoksa cevap Çince
gibi gelebilir. O takdirde, neden sorusuna neden bu anda cevap veremediğimizi
hiç değilse söyleyebilmemiz, gerekir. Hangi alanda alt yapının eksik olduğunu
hiç değilse açıklamamız gerekmektedir. Hiç kimse her şeyi bilemez. Eğer soru
sormaya meraklı bir grup isek, o zaman çeşitli sorular arasında bir tanesini
bildiğim kadarıyla ya da ben bunu bilmiyorum diye cevaplandırıyorsa çok bilgili
öğreten artık doğru yerde olduğumuzun sağlamasıdır
‘Başarılmayacak hiçbir şey yoktur’
Bir düşünce sporu olarak, briçi öğrenmek zor mu?
1976 yılında briçe başladım. 1978’de ders vermeye başladığımda henüz
kariyerimde resmi bir şampiyonluk yoktu, aynı zamanda öğreniyordum ve halen de
öğreniyorum. İnşallah da öğrenmem hiç bitmesin diyorum. Dolayısıyla öğrenme
sürecinin bitmeyeceği düşünüldüğünde, temel eğitiminin bile alınmasının ne
kadar süreceği oradan çıkartılabilir. Son bir buçuk yıldır kafa yorduğum konu
ise şu; briç eğitimine başlarken, temel eğitimin tamamlanması sürecini de
birinci etap olarak görünmemesi lazım. O dahi iki kıştır. Haftada bir ya da iki
gün ayrıldığında. Ben ilk başta nedir briç neden briç? Şeklinde birinci
etapın12 haftalık 3 aylık bir bölüme indirilmesi, burada ne olduğunun ve ne
kazandırdığının felsefik anlamda tanıtılmasıyla yola çıkılması, sonraki
etapların eklemesinde zamanın yardımından yararlanılması noktasına geldim. Yani
tanışma faslı bittikten sonra, bir kişi aklını toplayıp, ben bundan sonraki
faslına ne zaman hazır olacağım, doğru seçimi yaptım mı, yoksa bu beni
ilgilendirmiyor mu şeklinde bir nefes alıp, karar verirse, bölebilirsek
parçaları. O zaman bir nebze kolaylaştırmış olabiliyoruz. İşte Ford’un dediği
gibi başarılamayacak hiçbir şey yoktur. Yeter ki uygun parçalara
bölünebilsin.
İnternet sitelerinden ya da kitaplardan briç
öğrenilebilir mi?
İnternet sitelerinden ya da kitaplardan hiç bilmeksizin bu oyun öğrenilemiyor.
Buralardan temel eğitim alındıktan sonra yararlanılabiliyor. Ama ilerlemede çok
faydalı oluyor. Bunun öğrenilmesi için mutlaka ders almak şart mı diye soracak
olursanız. Herkes bu olanağa sahip olmayabilir. Ama usta çırak ilişkisinin şart
olduğunu söyleyebilirim. Bu sağlanabilirse, temel eğitim kısmı geçirilebiliyor.
Ve internet ile kitaplar sayesinde ilerletebiliyoruz.
Briçe gösterilen ilgiyi diğer ülkelerle
kıyasladığınızda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülkemizde bir telaş görüyorum. Dünyada da çok farklı olduğunu sanmıyorum. Neyin
telaşı bu. Çabuk sonuç almanın telaşı. Kendi derslerimde söylediğim laflar var.
Bunlardan en sevdiğim ‘Acele eden geç kalır’.
Medyada briçe yeterince ilgi gösterilmiyor. Bunun için neler yapılabilir?
7 yıl kadar Milliyet gazetesinde briç ile ilgili köşe yazısı yazmış olmama
rağmen, medyayla ilgili çözüm üzerine kafa yorduğumu söyleyemeyeceğim. Ama bu
ilgisizlik biz briççilerin yarası. Orada gerek yazılı gerek görsel basında
reyting kaygısı karşımıza çıkıyor. Yüksek bir entelektüel düzey gerektiriyor.
Onun için çok çok fazla sayıda kişiye hitap etmesi beklenemez. Bugün internette
izlemek kolay. Ama canlı izlenmesi çok zor. Bu da sponsorluk anlamında medyada
ilgi bulmasını zorlaştıran bir durum oluyor. Yaygınlaşması için okullarda notlu
ders olması yolunda adım atmak şart. Biz geçenlerde senyörler kategorisinde
Avrupa’da bir şampiyonluk aldık. Ancak, bunu sadece bir gazetede
görebildim.
‘Hiçbir zevke zahmetsiz ulaşılmıyor’
* BÜMED grubu olarak uluslararası ya da Türkiye çapında turnuvalara katılıyor
musunuz?
BÜMED grubu olarak uluslar arası turnuvalara daha ziyade Federasyon’un
hazırladığı takımlar katılırlar. Türkiye Kulüplerarası Müsabakaları’na katılacağız.
Biz BÜMED olarak daha ziyade bu işin hizmetiyle ilgili ne yapabilirize gayret
gösterdik. BÜMED olarak 3 tane Türkiye Şampiyonası Finali’ne ev sahipliği
yaptık burada. Yarışmacı olarak biraz geç kaldık. Ama katılmayı
planlıyoruz.
Temel anlamda briç öğrenebilmek için ne kadar zaman gerekir?
3 ayda öğrenebilirsiniz. Ama çok yoğun olan bir kişi sadece kurslara gidip,
onun dışında da fazla vakit ayıramıyorsa, o zaman haftada bir ya da iki ders
alarak 8 ay gibi bir sürede öğrenebilir.
‘Briçte ilk istasyon 11 yaştır’
Briçe başlamak için ideal yaş var mıdır?
Bence bir ideal yaş var. Bu yaş 11. Briçe başlamak için en geç diye bir yaş var
mı? Yok, her yaşta başlanabilir. 11’i en üst düzey briç oyuncusu olabilmek için
ideal yaş olarak söyleyebilirim. Henüz 11 yaşına gelmemiş kişinin başlamasına
bir fırsat varsa, bunu değerlendirmesi gerekir. 11’den sonraki iyi istasyon
belki 14-15. Ondan sonraki ilk istasyonun 26 olduğunu düşünüyorum.
Briçe kadınların ilgisi nasıl?
Briçe bayanların ilgisi iyi. Özellikle bu işi dersiyle yapmak konusunda,
kadınların ilgisi erkeklerinkinden daha fazla. Şu an Pekin’de oynanmakta olan
olimpiyatta da son dörde kaldı, bayan takımımız.
Türkiye’deki briç oyuncularıyla Avrupa’dakileri
karşılaştıracak olursak, biz neredeyiz?
Öncelikle kötü bir yerde değiliz. Başa oynayan takımlardan biri değiliz, ancak
başa oynayacakların bile maça çıkarken, dikkatli olmaları gerektiğini
düşündükleri takımlardanız. Peki başa oynayan takımlardan biri olması için ne
olması gerekir? Bunun için, briç oyuncularının dünyada olduğu gibi, profesyonel
olması gerekiyor. Türkiye’de bu anlamda kurumsal sahiplenme olduğu zaman,
başarı sağlanacaktır.